TELEVİZYON İZLİYORUM GÖZLERİM KAPALI Televizyon neden izlenir diye sorsam ve bana bilgi amaçlı olduğunu söylerseniz sayın kargaları gülmeleri için platforma davet ederim. Yüzde doksan oranında keyif aldığımız için izleriz. Çok fazla tv izlemem. Yeri geldiğinde ya da arkadaş ortamına eşlik etmek amacıyla arada bakarım. Yeri ne zaman gelir diye sorarsanız işte bu yazılarıma malzeme bulmak istediğim zamandır. Yani herhangi bir zaman dilimi... İnsanların özelliğidir. Sabah hangi ruh hali ile kalkarlarsa genellikle günleri de aynı ruh hali ile geçer. “Bugün ters tarafından mı kalktın?” diye sorarlar sinirli olduğunda. Buna gerek yok. Çünkü sabah televizyonu açtığında doğru açı ile uyansan bile seni ters edecektir. Çünkü ağlayan, sızlayan, ne yaptığını bilmeyen, bilip de devam eden ah’lar vah’lar arasında programlar. İsterseniz biraz inceleyelim. Açıyorum televizyonu. Aaaaçtım! Gözleri dolduranlar: Kocası kaybolan kadın (ben o kocanın yerinde olsam biraz daha erken kaybolurdum), çocuğunu 15 yıldır arayan anne (eminim çocuğu olduğunu yeni öğrenmiştir), karısının kendisini aldattığını düşünen adam (‘düşünen adam’ heykeli böyle yapıldı). Ekran olduğu gibi salya sümük, yakında araba silecekleri bunlara şart olacak. Görsem de inanmam diyebileceğin türden rap müzikte oynayan nine (vallahi oynadı). Kulaklarıma inanamadım tadında uçan adam. ( Maalesef bunu “görsem de inanmam” kategorisine alamadık çünkü canlı yayında uçamadı). Evlenmek isteyen çiftler: Kişi evlenmek isterse önce kendi bulur. Olmazsa yakın çevreden bulunur (dost, akraba, komşu). O da olmazsa aynı şehirden aranır taranır bulmaya çalışılır. Bu sırada kriterler de git gide düşer. Esmer, uzun boylu, 25 yaşlarında eşine ve işine bağlı, saygılı biri (bulunamaz). Orta boylarda, 35 yaşlarında, eşine ve işine bağlı biri (bulunamaz). 40–50 yaşlarında eşine bağlı biri (bulunamaz). Taştan yumuşak nefes alan biri (abi dur depoda olacaktı getirttirelim). İşte bundandır ki yaşadıkları şehirde veya yörede kendilerine uygun kimseyi bulamadıklarından artık televizyona çıkıp ülke çapında aramaya başlarlar. Buna rağmen düşen kriterleri yeniden eski piyasasına döner. Ayrıca halk da uygun olup olmadığı hakkında yorum yapar ki bu kafasının marşı basmayan ve kendisine kimseyi uyduramayan kişiye kendilerince dünyanın en büyük iyiliğini yapmış olurlar. Hayat bundan daha elim ve daha vahim olmamıştır... Televizyonu bir de akşam açalım. Belki günü keyifli bitiririz. Dizi. Başka kanal, dizi. Öbür kanal, o da dizi. Bir türlü bitmeyen ardı arkası kesilmeyen diziler. Hangi dizi diğerinden daha iyi diye tartıştığımız diziler. İçlerinden bir karakteri kesip kopyalayıp kendi karakterimize yapıştırdığımız diziler. Bunlara da bir göz atalım: Romantik: Aşk üçgenlerinin birleşmesiyle onikigenlerin oluştuğu ve içinden birbirine dik çizilebilen dizi türü. Eğer gerçek aşıklar varsa da bir türlü kavuşamazlar. Gerekirse nikah masasından, incir çekirdeğinin hacmini doldurmayacak bir sebepten dönülür. Aksiyon: Değişik türleri mevcuttur. Mermi israfı yapılmaz. Çünkü çatışma esnasında siperinden çıkıp, silahlı adamların üzerine koşan kişiler vardır. Neden koşuyorlar diye sormak aklınızdan geçtiyse benim bulabildiğim en mantıklı ve makul cevap, sanırım silahın menzili yetmiyor. Maksat mesafeyi kısaltmak. Kimi dizilerde de suçlu olay yerinde yeterince kanıt bırakır. Şöyle polisi yormayacak türden. Hatta mümkünse noter tasdikli nüfus cüzdanı örneği, ikametgah ilmuhaberi, son altı ay içinde çekilmiş iki adet vesikalık fotoğraf, sabıka kaydı ve halk tarafından güvenilirliği kabul edilmiş üç adet şahit. Hem suçlu iz bırakmadan kaybolursa senarist ne yapar? Onları da düşünmek lazım. Komedi: Gülebilmek için daha önce hiçbir espiri duymamış olmak gerekir. Aksi halde gülmek için ıkınmak sıkıntı oluşturabilir. Dram: Sürekli uzayan ve sonucunu bir yere bağlamanın mümkün olmadığı replikler yer alır. İzleyiciye yaşattığı sıkıntı hat safhadadır. Yürek uçan balon olur. Reklamlar çıktığında büyük bir zevkle izlenir. (Devamı için bkz: Romantik) Bilim Kurgu: Görüntülenecek bir sonuç yok. Hal böyleyken bizim de pek halimiz olmaz. İzlenebilecek türden birkaç dizi mevcuttur. Birkaç da program. Gerisi sadece boşluktan ibaret. Kafa karıştırır, vakit öldürür. Sadece bir gün farklı bişey yapın. Açmayın televizyonu. Oturun ailenizle veya arkadaşlarınızla sohbet edin. Belki bir derdi vardır anlatamadığı. Bir sorunu vardır henüz danışamadığı. Bir sevinci vardır paylaşmak istediği. Açmayın televizyonu. İçinizde kalmış kapalı kutuları açın. Belki de tüm yapaylıklardan sıyrılıp kendi hayatınızdaki gerçek hüznü ya da komediyi bulacaksınız. Açmayın televizyonu. Ama illa da açacaksanız, lütfen, gözlerinizi kapatın. (NOT: Tv izlemeyi seven arkadaşlarım, sizleri çok seviyorum yanlış anlamayın) |