Bana Öyle Bakın Bakmayın bana öyle. Ne oldu? Gene suçlu muyum? Ne yaptım bu sefer? Hep mi benim suçlu olan, suçlanan? Bir yanlışın günah keçisi aranırken neden gözler hep beni arıyor? Mutsuz olmak zorunda mıyım? Sizin içinizi rahatlatan şey yüzümün asık olması mı? Ağlamam mı? Hiç mi mutlu olmayı hak etmiyorum? Bakmayın bana öyle. Hata yaptıysam da söyleyin en şefkatli sesinizle. Hiç olmazsa gülümseyin. Söz veriyorum bir daha yapmam. Daha doğrusu elimden geldiği kadar yapmamaya çalışırım. Hata dediğimiz şey, insanın istemeden gerçekleştirdiği bir yanlış değil midir? Kimseyi üzmek istemem. Kimseyi kırmak istemem. Neden isteyeyim ki? Bana ne kazandıracak? Mutluluk insanın tek başına başarabileceği bir iş değildir. Bu yüzden önce sizin mutlu olmanız lazım. Gözünüzün içindeki gülümsemeyi görebilirsem gülebilirim. Bakmayın bana öyle. Bana umut verin, ışık verin, gelecek verin. Yarınınızı verin bana. Bugün iyiyseniz gelmek için hiç acele etmem, beklerim büyük bir sabırla. Sevincinizi yarına bıraktıysanız da hemen kapınızda olurum merak etmeyin. Elimden tutun benim. En keyif aldığınız, içinizin içine sığmadığı güzelliklere götürün. Bir oyunun küçük bir parçası yapın beni. Siz başrolleri alın. Ben ağaç olurum, taş olurum, toprak olurum. Yeter ki yanınızda, aranızda olayım. Bakmayın bana öyle. Annemin beni yıllar sonra gördüğü gibi bakın. Babamın beni kahraman yaptığı gibi bakın. Ağabeyimin beni koruduğu gibi bakın. Nenemin karnımın tok olduğuna emin olduğu gibi bakın. Dedemin (ruhu şad olsun) beni elimden tutup okula götürdüğü gibi bakın. Hala aynı mı bakıyorsunuz? Bakışınız hiç değişmeyecek değil mi? Hiç umut yok öyle mi? Peki, tamam... Öyle olsun... İstediğiniz gibi olsun... Sevmeyin beni, istemiyorum zaten sevginizi. Gülmem ben de. Sevinmem. Mutlu olmam... Fakat şunu da sakın ama sakın unutmayın! Dışarıya yansıttığım duyguları içimde saklarım. Büyütürüm. Siz belki birkaç dakika, belki de birkaç saat görüyorsunuz yüzümdeki kötülüğü. Ama nefes aldığınız her saniye o büyüyor içinde. Kök salıyor, dallanıp budaklanıyor. Devam edin öyle bakmaya... Kin ile bakın, nefret ile bakın. İçinizdeki zehri akıtın yüzünüzden yüzüme. Suçlamaya devam edin beni. Her hatanın bedelini bana ödetin. Hiç kimsenin hatırı kalmayana kadar rencide edin beni. Nefret etmemi kolaylaştırın. Kin tutmamı kolaylaştırın. Sizi, buraları, beni içine çekmeye çalıştığınız bu dünyayı terk ederken, kopabilecek hiçbir bağım kalmamışken daha huzurlu giderim. Siz istediğiniz kadar bakın. Ben giderken arkamı dönüp; o sevgisiz, aciz, yıkık dökük harap yüzünüze kere bile bakmayacağım. Başımı alıp gideceğim,içimdeki hırsı bitirene kadar, ömrüm vefa edene kadar... |