
YILMAZ GÜNEY
Siverekli anne ve babanın oğlu olup, 1937 yılında Adana'da doğmuştur, fakat her fırsatta Siverekli olduğunu dile getirmiştir. Anne ve Babası Siverek'in Desman köyünden bir kan davası nedeniyle Adana'ya göçetmişlerdir. Babası Kerva Hamit'dir. Sert ve keskin bakışları, ciddi duruşları, hal ve hareketleriyle tam bir Sivereklidir. Türk sinemasının önemli aktörlerinden biridir.1958 yılında Atıf yılmaz Batıbeki'nin yönetmenliğini yaptığı "Bu vatanın çocukları" adlı filimde ilk rolünü oynadı. Yazdığı bir öykü nedeniyle hapis yattı. Sonraki yıllarda senaryo yazarı ve oyuncu olarak sinema çalışmalarını sürdürdü. Halk arasında "çirkin kral" olarak ün yaptı. Daha sonra yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı "Seyyithan" Toprağın gelini (1968) filmi Türk sinemacılığında yeni bir deneme olarak karşılandı. Umut (1970), Acı(1971), Ağıt (1971) filmlerini çevirdi. 1971 yılında Adana Altın Koza şenliği'nde en iyi flim seçilen bu çalışmalarla , günümüz türk sinemasının atılım kanadına öncülük etti. Daha sonra cinayet suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste iken Sürü(1979),Düşman(1980), Yol (1982) filmlerinin senaryolarını yazdı. Sürü ve Düşman Zeki Ökten, Cennes filim festivalinde altın palmiye'ye değer görülen Yol, Şerif Gören tarafından filme alındı. 1981'de cezaevinden kaçarak Fransa'ya iltica eden ve yurttaşlıktan çıkarılan Güney, Orada Duvar (1983) filmini yaptı. Ayrıca boynu bükük öldüler, Salpa, Sanık, Selimiye Mektupları adlı kitapları vardır. Öteki filmlerinin başlıcaları Alageyik (1958), Tütün zamanı (1959), İkisi de cesurdu(1963), Kasımpaşalı Recep(1965), Çirkin Kral(1966),Hudutların Kanunu(1966), Kızılırmak-Karakoyun (1967), Bir Çirkin Adam(1969), Baba(1971), Umutsuzlar(1971), Yarın son gündür(1971), Arkadaş(1974). Yılmaz Güney 1984'de Fransa'nın Paris şehirde vefat etti.

Mutlu Olma Şansı
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili,
biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı.
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı.
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...
Yılmaz Güney