|
|
Mukim Tahir
Mukim Tahir Biyografisi
Kategori |
: Biyografi |
Yorum Sayısı |
: 1 |
Okunma |
: 2684 |
Tarih |
: 01 Mart 2008 14:00 |
Yazı boyutunu büyütmek için
 | 
Mukim Tahir Mukim Tahir (Oturan) 1900 yılında Urfa'da doğdu. Babasının adı Hacı Abdurrahman’dır. Ailece sevilen ve sözleri geçen varlıklı bir aileye mensuptu. Küçük yaşlarda bolluk ve varlık içinde büyüdü, ömrünün son döneminde yoksul düştü. 1945 yılında Zonguldak’a bağlı Yenice İlçesi’nde vefat etti. Cenazesi orada defnedildi. Okuduğu gazel, hoyrat ve türkülerinde Urfa şivesini en mükemmel bir şekilde kullandı. Bağlamayı ve darbukayı çok iyi çalardı. 1938 yılında Muzaffer Sarısözen Şanlıurfa’da yaptığı derleme çalışmalarında, kendisinden kaynak kişi olarak istifade etmiştir. 1944 yılında 35 kişilik bir ekiple Türkiye'de konser turnesine çıkmıştır. Taş plağa okuduğu eserleri; “Ayağında kundura”, “Kapıyı çalan kimdir”, “Elleri pambuğ”, “Kırmızı kurdele”, “Hüsnün senin ey dilber nadide kamer mi”dir.
|
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.
Erdoğan GÖKÇE
[ 11 Kasım 2009 09:37 ]
KAYBOLAN YAŞAMLAR
Günlerden beri bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Bolluk diye bildiğimiz su sele dönüşmüş, geçtiği yöreye felaket taşıyor. Korku içinde Yenice'ye doğru yola çıkıyorum. Tünellerden geçerken taş ve kaya parçalarının üzerime düşmesinden ve heyelandan korkuyorum. Her zamankinden daha dikkatliyim, yol, yamaçlar ve Filyos çayı gözlerimin önünde adeta akıyor. Birden, demiryolu inşaatının 75 yıl öncesi canlanıveriyor, belirsiz yüzleriyle çalışanların yorgun bedenlerini karşımda görüyorum! Yazık ben bu yaşamlardan sadece birinin, Urfalı "Mukim Tahir" in izinden gidebiliyorum. Hüzün kaplıyor içimi, gözlerim buğulanıyor ve soruyorum. Yaşadıkları yörelerinden kopmuş nice yaşamın umutla veya unutmak istedikleri acılarıyla yabancı oldukları bu sert ve sarp koşullarda ne işleri vardı?
O yol boyunca kaybolmaya yüz tutmuş onlarca isimsiz mezarın varlığından haberdar olanların sayıları ne yazık ki oldukça azaldı. Çünkü Karabük- Zonguldak demiryolu, karayoluna yenilmiş durumda. Demiryolunu seçenlerin sayısı zorunlu olmayanların dışında oldukça az. Oysa yılların ardında nice kavuşmaların, ayrılıkların acı ve mutlulukların yaşandığı vagonların kıvrım, kıvrım yol aldığı demiryolu hangi bedenlerde can buldu. Nerede bu yaşamlar, neden yazılmıyor? Sinemamız için yazılan senaryoların sıradanlığı gördükçe hayıflanıyorum. Dudaklarımdan bir dize dökülüyor. Karadır kaşların ferman yazdırır, bu dert beni diyar, diyar gezdirir...
Kaymakam bey, Sekse olarak bildiğimiz Yamaç köy ve bazı yörelerde sellerin yol açtığı heyelan alanlarını incelemeye gitmiş, görüşemiyoruz. Nüfus Müdürü ve eski Belediye başkanı Sayın Mustafa Akay’la konuyla ilgili söyleşiyoruz. Biraz buruk geri dönüyorum. Bunca görevlinin yazar, çizerin içinde sen ne yapabilirsin ki diyor eşim! Onlarca etkinliğin, kültürel fuarın, özel günlerin, kültürel sitelerin, kutlamaların içinde yer verilmeyen unutulmuş bir garibin mezarını nasıl bulacaksın? Zengin olsaydı herkes koşardı peşinden! Aldırmıyorum, ama henüz başlamadan biraz umutsuzluk çöküyor içime. Olsun bir kez koşulsuz görevlendirdim kendimi, çaba göstermeliyim mutlaka. Zira bu ülkede artık hiçbir şey yerli yerinde değil!
Bu kentte düzenlenen festivalin adı da, Emek ve Çelik festivali olmalıydı. Birde belgesel sinema festivallerinde uçurtma uçurtmasınlar! Konusuzluktan yakınanlara, işte alın size haber, alın size roman, alın size film, alın size belgesel. Biraz da ülkemin insanını yazın! Gerçekten yaşanan aşkları, hüzünleri, acıları ve mutlulukları yazın, halkımın sevgisini, mertliğini, onurunu ve çaresizliğini yazın. Ayrılırken yaşadığı kentteki arkadaşlarına bir daha dönmeyeceğim diyen Urfalı Mukim Tahir'ii yazın. Son günlerinde, Yenice'yi seçen o insanı ve ona kucak açan Yenice'yi yazın! Saygılarımla,
18- 07- 2009 Karabük
Erdoğan GÖKÇE
erdogokce@hotmail.com
05327971294
Yorumların tamamını okumak için tıklayın.
Biyografi |
En Çok Okunan Haberler |
|
|
|
|
Son Dakika Haberleri
|